Biography

Hasan Yarımdünya, oğlu Tamer Gırnatacı ve torunu  Taner Gırnatacı ile hitit’in 2003 yazı düzenledigi Fransa konserleri için “GELİBOLU KLARİNET ÜÇLÜSÜ” nü kurdu.

Müzik dünyasında Hasan Yarımdünya olarak bilinen Hasan Gırnatacı kaç yılında nerede doğdu?
1945 yılında Şarköyde doğdum. Babam annem Şarkışlada yaşıyorlardı, Gelibolu’ya 7 yaşımda geldim. Müzisyenlik sanatına 7 yaşında keman ile başladım. 17 yaşına kadar keman çaldım, sonra klarıinete döndüm.
Baban ne çalıyordu?
Babam, Mustafa Gırnatacı çok meşhur bir klarinetçiydi.
Dede ?
Dedeyi bilmiyorum.
Baban Şarköy’e nereden geliyor?
Selanikten. Orada klarinet çalıyormuş, Selanik’ten gelip Şarköy’e yerleşiyorlar.
Müzige nasıl başladın?
Babamlar çalıyor, biz beşikte dinliyorduk. Biz öyle yetiştik, müzigin içinde yoğrulduk. 7 yaşında keman öğrenmeye başladım. Kemanı çok güzel çalıyordum. Kemandada çok iddialıydım. Calmaya devam etseydim, kemandada aynen meşhur olurdum.
Kaç yaşında müziği meslek edindin?
On yaşında düğünlerde çalmaya başladım.
Kimlerle düğüne gidiyordun? 
Şarköy’de tef çalan kadınlar vardı, Ailelere düğüne giderlerdi. Onlar ile başladım sonra diğer müzisyenlerin dikkatini çektim. Onlar ile birlikte dügünlere orkestra içinde gitmeye başladım.
Klarinete yöneliş nasıl oldu?
Benim kardeşimde keman çalıyordu. Fakat pekde iyi çalmıyordu. İş vermek isteyen bana geliyordu, kardeşiz, benim büyügüm, onu bu ızdıraptan kurtarmaya karar verdim. Klarinet çalmaya başladım, üç ay içinde Trakya’da isim oldum, Klarinette artık üstüme yoktu.
17 yaşında ?
Evet
Kadınlar ile çalıştığın döneme dönelim
Tef çalan kadınlar ile dügüne, kına gecelerine gidiyorduk. Orada kadın müzisyen tef ben keman çalıyordum. Bir tef bir keman.
İki kişilik orkestra ?
Evet, Tef çalan bayan aynı zamanda söylüyordu. Oyun havalarını vs,
Bu olay hâla varmı? 
Orglar çıktı, bu olay bitti. Şu anda yok. Ben 12 yaşında kadınlar ile çalmaya son verdim. Topluluk olarak düğünlerde çalmaya başladım. 17 yaşında klarinete karar verince keman çalan agabeyimi yanıma aldım. Onu yanımda 30 sene taşıdım, Abim ekmeğini benden aldı,
Klarineti kimden öğrendin?
Hiçkimseden. Kendi kabiliyetimle ve tabi büyükler ile çalışamanın etkiside oldu. Toplulukta onlara dikkat ediyordum. Ben keman çalıyordum ama kulağımda onlardaydı. Klarineti iyi çalanlarda, kötü çalanlarda vardı. Ben hep iyi çalanlar ile çalıştım. Sonra yanında keman çaldığım kişiler beni klarinet çalarken görünce şaşırdılar. Sen bizim yanımızda kemancıydın ne zaman yetiştinde isim yatın diyorlardı.
Klarinet’te gelişmen nasıl oldu? 
17 yaşındaydım. Abim askerden gelmişti. Ona kardeşin çok güzel klarinet çalıyor demişler. O dügünlerde iş bulurdu yarım saat, bir saat gider çalardık. Ona agabey artık bize 24 saatlik düğünler al, gidelim kana kana çalalım dedim, Abim benden cesaret buldu, 24 saatlik düğünler 48 saatliklere çıktı. 48 saat düğün çalıyorduk, sabahlara kadar sürüyordu. Kamış dudağıma yapışıyordu, Dudağımdan kan geliyordu. Çok çalışyıyordum, çok zahmetler çektim.
Kurdugun toplulukta hangi sazlar vardı?
Klarinet, davul, keman.
Zurna yokmuydu?
Hayır bizim orada zurna yok. Klarinet var.
Geliboluya niçin geldiniz?
Babam 70 yaşında öldü. Biz Şarköy’ü terk edip Geliboluya yerleştik. Ben kendimi Geliboluda yetiştirdim. Şarköy’de iş yoktu. Annem bize “şu kör memleketten kaçalım, Gelibolu sizin için daha iyidir” dedi. Ve oraya gittik. Bena müzik alanında annemin büyük katkısı olmuştur. Şarkıları, oyun havalarını bana söylerdi. Benim yetişmemde annemin çok büyük hakkı vardır.
Annen düğünlerde söylüyormudu?
Yok ama annem müziği çok iyi biliyordu. Babam Mustafa Gırnatacı ise büyük klarinetçiydi. Selanikteyken üstüne klarinetçi yoktu.
Onun kardeşleri?
Onları tanımıyorum. Benim büyük abim vardı. Klarinet çalıyordu ve halk egitimde müzik öğretmeniydi.
Daha sonra düğünler başladı, ilk plak nasın geldi?
Tabi, geçimimi düğünlerden sağlıyordum. Bizde sünnet düğünlerınde çocuğu at üzerinde gezdirirler, müzisyenler atın önünde giderek çalarlar. Biz ön tarafta davul klarinet çalıyoruz. Birisi bizi görürde bana belki bir kaset yapar diye ben çalarken kendimi yırtıyorum. Kan ter içinde kalıyorum ortalığı yıkıyorum. Neticede böyle oldu. Gelibolu’da Savaş isimli ufak plakçı dükkanı olan bir çocuk vardı. Bir gün caminin önünden geçiyorum, arkamdan biri beni çağırıyor. Baktım Savaş, “abi sana bir plak yapacağız” dedi. Savaş dedim “seni allahmı konuşturuyor”. Sevindim tabi. Bundan onbeş, yirmi gün sonra stüdyoya daldık.
Hangi yıl?
Senesini pek hatırlamıyorum. 25 sene oldu.
Plagın ismi neydi?
Sulukule 1, Sulukule 2 diye devam eden 2 adet 45’lik 6 tanede uzun çalarım var. Sonra kasete geçtik. Bunları İstanbul’da Şenay Plak’tan çıkardık. Şenay Plak eski Egefon’du. Mustafa Kandıralı’da bu şirketten plaklarını çıkarıyordu. Ayhan Şenay, Şenay Plak’ın sahibiydi
Bu şirket hâla varmı? Kaç albüm çıkardın ? 
Evet bu şirket devam diyor. Benim adıma çıkan 2 tane 45’lik, 6 uzun çalar ve 7, 8 tane kasetim var.
Uluslarası sahneler nasıl başladı? 
Okay Temiz İsveç’te yaşıyordu. Benim kasetimi dinliyor ve beni bulmak için İstanbul’a geliyor araştırıyor ve ben Çatalca’da dügünde çalarken gelip beni buldu. Bana ‘Hasan bu senin son düğünün’ dedi. Her ne kadar hâla düğünlerde çalsakta bu son düğün oldu. Uluslarrası ve Türkiye müzik sahnelerinin yolu açıldı. O zamandan beri, yani 12 senedir Okay Temiz’in Magnetik Band topluluğunda çalıyorum.
Sahne hayatı Okay ile başladı?
Evet, gerçi benim Türkiye plak dünyasında küçük bir köşem vardı fakat sahne hayatım Okay ile başladı. Plak dünyasındaki yerim her ne kadar küçük diyorsamda. Plak satışlarında o zaman Mustafa Kandıralı benim 37 numara altımdaydı. Müzisyenler kahvesinde o zaman Mustafa Kandıralı ile dalga geçiyorlar ve “Yarımdünya seni bitirdi, senin işin tamam” diyorlardı. Kandirali’da benim çalışımı taktir ediyordu.
Gelibolu Klarinet üçlüsü senin sorumlulugunda bu sene kurduk. Bu üçlüde senin dışında oglun Tamer ve torunun Taner var. Üçlü Fransa’nın çok önemli iki kültür kurumu Paris Şehir Tiyatrosu (Théâtre de la Ville) ve Amiens ulusal sahnesinde çaldı. Dede, oğul ve torun üç kuşak ilk kez aynı sahneyi paylaştınız. Biraz oğlun ve torunundan bahsedermisin.
Oğlum Tamer benim yanımda kaset ve plaklarıma dümbelek çalıyordu. Tamer klarineti tamamen kendisi öğrendi. Torunum Taner öyle değil, ona birşeyler gösterdim. Taner çok kabiliyetli. 7 yaşında Kanal D’ye çıkarttım onu, klarinet çaldı. Yayında Seyyal Taner’de vardı, hayran oldular. Fırsat oldukça festivallere çıkarttım. Yardım ettim derken o kadar fazlada değil. Daha çok kendi kendine öğrendi.
Kendinle ilgili başka ne demek istersin.
Ben, Okay Temiz ile tanışmamdan sonra esas bir kariyer yaptım. Bu bakımdan Okay’a teşekkür etmek istiyorum.
Lacho Drum adlı Hindistan’dan İspanya’ya çingeneleri konu alan bir filmde yer aldın.
Evet Fransızlar yapmışlardı. Gelibolu’ya geldiler, Lacho Drum’un Türkiye bölümü benimle çekildi.
Okay Temiz’in albümlerinde senin bestelerin varmı?
İki tane var. “Romanya” ve “Makedonya”, tabiki bestelerim ayrıca benim kendi kasetlerimde var.
Bestelerin Roman müziğimi?
Evet, Ey Zakos Alı, Boyacı gibi tutan parçalarım oldu. Bir zaman çok seyredilen, Amerikan dizi filmi Dallas’ın baş oyuncu JR vardı, onu konu alan bir parça yaptım, sözlerini yazdım. Bunlar uzun çalarlarda var.
Roman müziği için ne diyorsun? Türkiye’de insanlar bu müziğin zenginliğinin farkındamı?
Vallahi hiç kimse farkında değil. Türkiye hiç umursamıyor. Aslında roman müziği ateş gibi bir müzik. Çok kuvvetli bir müzik. Romanlar müzik ile iç içe yaşıyorlar. Roman müziği insanlık sürdükçe devam eder. Bu müzik mahşere kadar gider.
Trakya’da senin konumunda olan kaç kişi var? Trakyada roman müzisyenler nerelerde yoğun yaşıyorlar?
Müzisyen çok, fakat sadece kendi yörelerinde tanınıyorlar. Keşan, Çanakkale, Lüleburgaz’da iyi müzisyenler var. Klarinette Çanakkale’de Aydın ve Keşan’da Selim vardı. Deli Selim değil, Keşanlı Selim derlerdi. O şimdi İstanbul’da yaşıyor, o iyi çalar. Klarinet çalan Yaşar Gümüş vardı. Tekirdağ’da katil Hasan vardı, Küçükken kedi öldürmüş, ona katil adını takmışlar.
Kandıralı için ne diyorsun ?
Kandıralı yaşlandı. Artık dil ve parmak kuvveti kalmadı. Fakat Türkiye’de isimler var. İstanbul’da Hüsnü Şenlendirici önemli bir isim. Kipri Bülent var, Benim torun Taner için bir şey söylemek henüz erken fakat gelecegi parlak. Şu anda klarinet ile çok fena şeyler yapıyor. Öyle çalıyorki, adamı klarinet ile kovalar.
Geçen Hüsnü’nün televizyonda bir demecini dinledim. Kendisine buraya nasıl geldin diye soruyorlar. Benden bahsederek, ben yanında çaldığım ustalarımın sayesinde buraya geldim diyordu.
Söyleşi Paris 13 haziran 2003 
Kenan ÖZTÜRK